ANASAYFA / BİENALLER / 3.ÇANAKKALE BİENALİ / KAVRAMSAL ÇERÇEVE

KURGULAR VE KARŞI DURUŞLAR

Türkiye, hem kendi siyasal, kültürel sorunları ve demokratikleşme süreçleri, hem bölgesindeki Arap Baharı, İran nükleer gündemi, ABD sonrası Irak ve Suriye gibi siyasal sarsıntılar geçiren ülkelere yaklaşımları ve tepkileri, hem de AB ile ilişkileri açısından küresel bağlamda dikkat ve ilgiyle izleniyor. Bununla birlikte Türkiye, kültür ve sanat etkinlikleriyle de küresel kültür sanayisi içinde önemli bir etkinlik ve üretim alanı oluşturuyor. Türkiye, 1980’lerin ortasında başlattığı İstanbul Bienali ve 2010’da gerçekleştirdiği İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesiyle edindiği bu özel konumu, Antakya, Çanakkale, Mardin, Sinop Bienalleri ile pekiştiriyor.

Antik Çağdan günümüze kıtalar ve okyanuslar arasında jeopolitik bir geçit olma özelliği taşıyan Çanakkale Boğazı’nın Doğu yakasında uzanan Çanakkale’de gerçekleşecek 3. Bienal de, günümüzdeki siyasal, ekonomik ve toplumsal gerçekler ve bunları sorgulayan, irdeleyen, yorumlayan kurgular ve karşı duruşlar bağlamında savı olan bir kültürel ve sanatsal etkinlik olmayı amaçlıyor.

Bu sav, günümüz sanatçısının zihinsel, duyumsal ve görsel üretimlerinin küresel ve yerel bağlamda demokrasilerin gerçekleşmesi için çalışma, sorgulama, yorumlama ve çatışma alanları ya da durumları yaratacağını göstermeye yöneliktir. Bu sav aynı zamanda, bu boğazın açıldığı Akdeniz coğrafyasının günümüz küresel kültür sanayisi içindeki bellek taşıyıcı, esin verici, yaratıcılık tetikleyici, yenilik üretici özelliklerinin etkisini de vurgulamaktadır. Bundan da öte bu sav, sanatın kendi siyaseti olduğunu ve bunun öteki siyasetle rekabet ederek topluma başka bir birlikte yaşama alanı açtığını ileri sürmektedir.

Günümüz sanatı -özellikle bir olguyu araştırmaya, analiz edip sorgulamaya dayalı sanat; belirli bir zamansal sürece dayalı, yavaş ama etkili işleyen bir yapıya sahiptir. Bu süreç niteliği, onun günlük yaşama sinen birçok karmaşık olguyu bir çalışmada kapsamasını sağlar. Günümüz sanatçısı adeta bir dedektif edasıyla politik, ekonomik ve kültürel olguları araştırmakta, keşfetmekte ve sunmakta. Böyle yaparak görünen yüzeyin altındaki akıntıyı keşfetmekte. Bu akıntı Büyük İskender’in üzerine yürürken Xerxes’e zorluk çıkarmıştı. 1810’da ise Lord Byron Çanakkale Boğazı’ndan geçecek ve bunu Don Juan şiirinde anlatacaktı.

Diğer yandan internet ortamında global ölçekte bir araya gelen sanatçı ağları coğrafyayı daralttığı gibi, olaylara ilişkin zaman boyutunu da azaltmakta. Siyasal ve kültürel hız sürecinde, olguları öğrenmekte, sırlarının şifresini çözmekte ya da onlara müdahale etmekte maharetli durumda. Geçmişin büyük anlatıları tekrar yazılmakta ve ortaklıktan bireyselliğe dönmüş gibi duran post-modern özcülük ise farklı bir epistemolojik gelişmeyi algılayamamaktadır. Twitter ve Facebook üzerinden yayılan isyan dalgaları bunun açık kanıtıdır. Sadece geçmişe dair bir hoşlanma belirtisini içermeyen bu çağdaş örgütlenme, her ne kadar isyan ruhunu icat etmese de, bir isyan ateşinin birikmesini sağlamaktadır.

Çağdaş sanatçı, her zaman sınıf çelişkileri, etnik kimlikler, inanç, kimlik ve öteki konularını ele alarak var olan sistemleri sorguladı ya da onlara savaş açtı. Yöntemi ise belirli bir sürece dayalı ve çözümseldi. Bu süreçsellik, dinamizm ve çözüme dayalı ufuk, zaman ve mekana dair hızla değişen süreçlerin anlaşılabilmesi için bir kapı açmıştır. Zaman ve mekânı kavrayabilmek ve onlardan hareketle politik, ekonomik ve kültürel düzlemlere müdahale edebilmek, bazı sanatçılar için örgütlü hareket etmeyi gerektirmiştir. Günümüzdeki sanatçı girişimleri bunun en etkin örneğidir ve bu bir deneyimlerini toplumla paylaşma girişimidir.

Uluslararası Çanakkale Bienali:

Bu tanımlamalar bağlamında gerçekleşen sanatın üretim, izlenme ve algılanma alanı olmayı;

Küresel ölçekte yeniden çizilen coğrafyaları, tekrar bedenleşmeye çalışan neo-liberal ekonomiyi, özellikle Ortadoğu’da gözlemlenen politik dönüşümleri, iktidara dair baskıların artan oranda coğrafya- dışı bir olgu haline gelmesini ve tüm bunların gündelik yaşama bulaşan durumlarını görünür kılmayı;

Belirli bir kavram üzerinden bir araya gelen işler yoluyla ya var olan durumun bir manzarasını sunmayı ya da yeni bir manzaranın önericisi olmayı;

Biraz da, yeni isyan dalgaları ile cisimleşen ve tekrar canlanan bu örgütlenme durumunu masaya yatırmayı amaçlamaktadır.

Uluslararası Çanakkale Bienali:

Bu bienalin kavramsal çerçevesini benimseyen uluslararası sanatçıları ve sanat uzmanlarını davet ederek, kenti bu sanatçıların gündemine yerleştirecek;

Sanatçılara bu bienal için üretecekleri işleri yerleştirecekleri Eski Otobüs Terminali, Korfmann Kitaplığı, Eski Ermeni Kilisesi gibi ilginç ve işlevsel mekânlar sunacak;

Sanat-kültür kurumlarını ve üniversiteleri sanatçılarla işbirliğine davet ederek, kamusal alanlarda karşılıklı etkileşim ve iletişim ortamı yaratacak;

Toplumsal eğitim programları (atölyeler, açık oturumlar, konferanslar) ile bienalin kavramsal çerçevesinin geniş ölçekte çözümlenmesini ve yorumlanmasını sağlayacak;

Bienali bir amaca değil, izleyiciyi üretim süreçlerine katılmaya yönlendiren sürdürülebilir bir etkinliğe ve Akdeniz bölgesi için kültürel bir arayüze dönüştürecek;

Çanakkale’yi küresel sanat ve kültür sanayi ve iletişim ağları içine konumlandıracaktır.

“Sanat siyaset için bilgi ve temsiliyetler üretmez. O, duyumsallığın ayrı cinsten düzenlerinin karşılıklı dayanışmasını, kurguları ve karşı duruşları üretir. Bunları siyasal eylem için değil, kendi siyaseti çerçevesinde, yani sanatı bir yandan kendini yok etmeye sürükleyen bir yandan da yalnızlığa kilitleyen o çift hareket uyarınca üretir. Sanat, kendisinden ortak duyumsal mekânı bölmeyi talep eden biçimleri, etken ve edilgen, tek başına ve birlikte, görüntü ve gerçek arasındaki ilişkileri, yani tiyatronun, filmin, müzelerin ve okunan sayfaların zaman-mekânını yeniden düzene sokan kurguları ve karşı duruşları üretir. Böylece deneyimlerin yeniden şekillenmesini sağlayan biçimler üretir. Birlikte deneyim yaşamayı yeniden biçimlendiren ve yeni sanatsal karşı duruşlar oluşturan siyasal özne olmanın biçimlerinin oluşacağı alandır o”. Jacques Ranciére, Die Aufteilung des Sinnlichen (Die Politik der Kunst und Ihre Paradoxen), Polypen, 2008, s.89-90