Nadi Güler

Kaz Dağları’ndaki siyanürle altın aramanın çevresel etkilerini gözler önüne sererek, bölgedeki insanlar, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleriyle birlikte toplumsal bilinci harekete geçirecek kolektif bir yapı…

Tohum ve maden yasalarından, kehanetlerin, efsanelerin, ermişlerin, inançların mekanı, dağlara, taşlara kurbanların adandığı, bin pınarlı İda dağlarını korumaktır esas olan…

Troya Savaşı’ndan beri bölgede var olan direnç mekanizmalarına eklemlenerek, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmek… Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasına sebep olan elmanın temsil ettiği şey bilginin kendisidir. İnsanın evrenin bilgisine sahip tek varlık olan tanrının onayı olmadan bilgiye ulaşması ne kadar büyük itaatsizlik sayılıyorsa, siyanürle altın aramalarına karşı bizim de, benzer bir itaatsizlik göstermemiz kimlerin cennetten kovulmasına sebep olur ?

Dünya belleğini iki boyutlu bir görselliğe dönüştürmüşken, sanatsal yaratımın ayakta kalabilmesi için kendine toplumsal bir konum oluşturması beklenirdi; Çünkü dünyadaki en büyük çaba, gerçeklik olgusunun tekrar tekrar kurgulanmasına harcanmakta. Yüzyıllar önce matbaalarında kutsal kitaptan önce takvimi basan batılı sistemler, zamanın üretken kullanımı üzerinden üretim ilişkilerini yönlendirmişlerdi. Zira inanç sistemi iyi işlemeyen bir iktisadi modelin, uzun vadede yaşamadığını görmekteyiz. Dolayısıyla, liberal politikalar sonucunda eriyen geleneksel insani ve iktisadi modeller karşısında çağdaş sanat yönetimi de eski ahlaki korumacılığını geri çağırmak durumunda.

Ürkmeyin, varlık nedenlerinizi topluma dayandırın…

guler nadi

Biz Burada Değiliz Kaz Dağları’ndayız (2012) STK’ların işbirliğiyle katılımcı proje.