Akam Shex Hadi

1985'de Süleymaniye'de doğdu. Irak, Süleymaniye’de yaşıyor ve çalışıyor.

5. Çanakkale Bienali için özel olarak üretilen, Ruya Foundation işbirliği ile hazırlanmış olan bu seride, Süleymaniye şehrinden olan bir grup isimsiz kadın, erkek ve çocuk, dikenli tellerle daireler halinde çevrilmiş, adı konulmamış bir arazide duruyor. Her biri tek başına duran suretler sanki dua edermiş ya da göklerden bir dilekte bulunurmuşcasına yukarıdaki fotoğrafçıya doğru bakıyorlar. Dikenli tellerden oluşan halkaların dışında, Süleymaniyeli çocuklar tarafından yapılmış ve zemin üzerine yerleştirilmiş farklı renk ve boyutlarda, el yapımı kağıt uçurtmalar duruyor. Düşleri ve arzuları temsil etmelerine rağmen uçurtmalar birbirlerine dolanmış ve dikenli tellere takılmış haldeler. Dikenli teller her zaman bağlı olduğumuz ve içimizde varığını daima sürdüren ulusal sınırları ve toprakları temsil ediyor. Her zaman dikenlerle kaplı olan tel suretleri inatla sınırlıyor. Sanatçıya göre göç bazı düşlerimizden bizi mahrum edebilir, ama aynı zamanda kişi ister kendi sınırları içinde ya da bu sınırların ötesinde, göç yeni düşler yaratabilir. Sosyal medya dünyası bugünün mülteci krizini sanki tekil bir olaymış gibi betimliyor. Oysa hayat vatan için hissettiğimiz bağa rağmen göç ihtiyacının her zaman ortaya çıkmasına neden olmuştur. ‘Sürgün’ sözcüğü bir zamanlar tek bir yerde kalmak zorunda olmak ve hiç bir şekilde oradan ayrılma özgürlüğüne sahip olamamak anlamına geliyordu. Bugün dünya üzerindeki çatışma bölgelerinde yaşayan pek çok insanın doğrulayabileceği gibi, insanın kendi vatanı bir hapishane haline gelebilir. ‘Göç’ çalışmasında Akam Shex Hadi Irak’taki kitlesel göç ve ülke içi yer değiştirmeler sırasında yaşadığı ilk elden deneyimlerinden hareketle göçün çelişkilerine ve çok yönlülüğüne yanıt veriyor. Uçurtma gökyüzünde süzülüyor ve uçarak kendimizi özgür kılma arzumuzu somutlaştırıyor. Oysa uçurtmaların hareketleri ne kendiliğinden ne de özgürdür. Shex Hadi şöylemiş:

“Tıpkı bizi eve geri çeken manevi bağlar gibi, bir uçurtma her zaman bir iple sahibine geri çekiliyor. Bu uçurtmanın ipi bir kez kesildiğinde, yolunu şaşıran ve kaybolup gidenlerden biri oluruz yalnızca.”