Akın Aksu

1986’da Çanakkale,Türkiye’de doğdu. Erzincan, Çanakkale ve İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Troya’nın zarafeti, ancak cinnet noktasında anlaşılır görülebilecek, insanlık tarihinde az rastlanan
-bilinen- bir örnektir. Tarih ise, insanın şiddet kusan ruhunun inanılmaz eylemlerinden, egemenlik
kurma ve yok etme isteğinin sıradışı hikayelerinden ve yine insanın üst üste yığılan hatalarından
oluşmuş bir keşmekeştir. Şan ve şeref susuzluğunun yarattığı felaketler serisi; var olmak ve
yücelmek istemiyle ulaşılan sözde zaferler ve ne -kim- olursa olsun, ileride bekleyen çöküş. Oysa
yorumlarımız dışında kazanan yoktur; istilacıların zafer çığlıkları, son nefeslerindeki hıçkırıkları
müjdelemiştir bile. Akhalar Troya’nın görünürdeki varlığına son verir, Dorlar, Miken merkezlerini
darmadağın ederler. Ve bu saldırılar sonucu o bölgede -doğal ve çevresel felaketlerin de söz konusu
olduğu söylenir- bugün ‘karanlık çağ’ olarak adlandırılan dönemin oluşması; müthiş bir boşalım ve
şu an bize hayali bile çekici gelebilecek kadar derin bir sessizlik. Ardından elbette Dorların da dağılıp
gidişi. Ve Roma… Böylesine genel bir açıdan bakıldığında bile durum, hangimizin zihninde çaba ve
beyhudeliği karşı karşıya getirmeye yetmez?
Tarih bizde, acı bir tiksintinin süslediği çarpılmış bir tebessümden daha fazla bir etki bırakmamalıdır
bugün. İleriye bakma hastalığımızın sonucu olarak geriye bakar ve kullanışlı bulduğumuz kırıntılarla
beslenerek bir tarih anlayışına ulaştığımızı iddia ederiz. Hiçbir kelimeyi söylemek böylesine sıkıcı
gelmedi bana; ‘Tarih.’ Enerji konfigürasyonları, başkalaşarak geri gelecek olan için yinelenen bir
soluyuşlar dizgesi. Evrenin karanlığı, kandaki yılgınlık; güç yorgunluğu. Bir böceğin ilerleyişinden
duyulan çıtırtı; gezegenlerin ateşi, tozu ve fırtınası.