Ferhat Özgür

1965’te Ankara, Türkiye’de doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

“Hayat Güzeldir” adlı video Ankara Sakarya Caddesi’nde -nam-ı diğer Sakarya Bira Parkı- zil zurna sarhoş ve kafayı bulmuş bir grup gencin Türkiye’de ulusalcılığın temel simge- performanslarından birine dönüşmüş olan asker uğurlama törenlerindeki aşkınlık durumlarına odaklanıyor. Sakarya Caddesi, başkentte zengin yoksul, okumuş cahil ayrımının ortadan kalktığı, siyasal protestoların açık sığınağına dönüşmüş bir gösteri sahası olmasının yanı sıra, farklı kültür gruplarının buluşup demlendiği bir dertleşme alanı aynı zamanda. Videonun çekildiği 2009 yılının Aralık ayı içerisinde bu toplumsal arenada, Tekel işçileri hükümetin 4C maddesini boykot etmek üzere yaklaşık üç ay sürecek olan bir eylem başlatacak, bu eylem ülkenin dört bir yanından gelen desteklerle büyüyecek ve ortak bir direnişe dönüşecektir. Videoda ulusalcı ruhları kabarmış ve kendinden geçmiş biçimde “en büyük asker bizim asker” naraları atan gençlerin, Sakarya Caddesi’nde, 4C hareketine destek için bulunup bulunmadıklarını bilmiyoruz. 4C protestocularına deskek olmak için gece geç bir saatte gittiğim bu caddede bağırıp çağıran gençlerin aynı anda hem Türkçe hem Kürtçe türküler söyleyerek horon tepip, halay çektiklerini görünce kameramla doğaçlama olarak aralarına daldım ve onlardan daha da çıldırmalarını, aşkınlıklarını en üst noktaya taşımalarını istedim. Onlar da bu talebim üzerine, birbirlerini kışkırtmak için itişip kakışmaya, sözde kavga döğüş, küfür şaka, kendilerini kaybetmeye başladılar. Bir yandan kabarmış ulusalcı damarlarıyla Kürtlüğe saldırırken öte yandan Kürtçe türküler eşliğinde farklı bir dünyada kaybolduklarının farkında değillerdi.

Caddenin aşağı kanadı 4C hareketi dolayısıyla her türlü etnisitenin bir araya geldiği bir kaynaşma noktası oluştururken, yukarı kanadında halay çeken, dans eden, akrobasi yapan bu gençler de benzer bir kaynaşma örneğini bilinçli ya da bilinçsiz olarak teşhir ediyorlardı. Onların arasına katıldığımda içimden “Hayat Güzeldir” demek geldi. (Ferhat Özgür, Ocak 2010)

"Resurrection" adlı çift ekranlı video enstelasyon, yok oluş, çözülüş ve toprağa karışma süreçlerini beden ve mimari arasındaki metaforik ilişkilerle görselleştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, bir yanıyla Richard Sennet’in kentleşme sürecini beden deneyimi üzerinden ilişkilendirdiği kitabı ‘Ten ve Taş’ üzerine de yaslanmaktadır. Videonun sol ekranı farklı arşivlerden toplanmış yıkılan, yok olan mimari örnekleri ağır çekimden gösterirken sağ ekran İslam geleneklerine göre defnetme öncesi musalla taşında iki kadın tarafından yıkanan ölü bir bedenin arınma ritüelini ele almaktadır. Sol ekran mimari açıdan yok oluş ve imha, ilerleme ve gelişme olguları çerçevesinde farklı bir dirilişi ima ederken, sağ ekranda yıkanan ölü beden de benzer süreçle toprağa karışmaktadır. Yok olan mimari kendini yerini yenisine bırakarak dirilecek beden ise toprağa karıştıktan sonra dirilişi farklı yollarla deneyimleyecektir. Videoya eşlik eden Bach’ın ‘Magnificat’ adlı dokunaklı Barok aryası adeta bir katedralin inşa edilmesini soyut olarak imlemekte ve taş ve ten arasındaki metaforik ilişkiyi güçlendirmektedir.