Serhat Kiraz

1954'te İstanbul’da doğdu. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor.

Serhat Kiraz’ın yerleştirmeleri izleyiciden çok boyutlu algısal ve kavramsal güç talep eder. Kiraz sanatı yalnız bir algı nesnesi olarak değil, bir felsefe nesnesi olarak öngörür. Çözümleyici, ögelere ayrıştırıcı ve yapısalcı bir yöntemle ürettiği yerleştirmeler gerçekleri kurguyla, usu düş gücüyle, yönlenmeyi kararlı bir amaçla birleştirir.

Yerleştirmeleri izleyicinin yerleştirme çevresinde dolaşarak mesajların ve imgelerin çoğulluğunu anlamayı, biçimlerin çeşitliliğini ve değişkenliğini anlamasını sağlar. Kiraz, öncelikle yapıtının, kültürlerin karmaşık ve farklı olmasına karşın, tek bir kaynaktan çıktıklarını ve bir bütün olarak ele alınması gerektiğini savunan felsefi arka alanı ile uğraşır. Küreselliği öngören bu düşünce 1980’ler gibi erken bir dönemde oluşmuştur. O, düşüncelerini her işinin içinde biriktirir ve böylece bütün işleri onun düşüncelerinin yapısını yansıtır. Yapıtlarının bulunduğu mekânı ikincil olarak ele alır. Mekânı, kavramsal ve tarihsel içerikleriyle açılımlı bir biçimde değerlendirir. Birincil bir yapı içinde ikincil bir yapı kuran bir mimar gibi davranır. Yerleştirmenin verilen mekânla ilişkisi her zaman sağduyulu, uyumlu ve organiktir; ancak mekânı görsel ve algısal olarak hareketlendirir ve onu kurgusal ortama dönüştürür. Bu belirgin karaktere bağlı olarak dikkatle seçtiği malzemeler ve kusursuz işçilik yerleştirmelere yetkinlik, incelik ve nitelik kazandırır. Yerleştirmelerde tarihsel ve güncel kültüre ilişkin ve bilim ve tekniğe gönderme yapan nesneler ve imgelerden oluşan ögeler vardır; bu ögeler içinde bulundukları mekânı kurgusal olarak tanımlayan yapısalcı ve destekleyici bir çerçeve içine toplanmıştır. Bu çerçeve çoğu kez yapı iskelesi ya da taşımacılıkta kullanılan sandıklar gibi temel malzemelerdir. Arabulucu gibi kullanılan bir ışık kaynağı bu ögelerle yapısal çerçeveyi sonuçta araştırıcı ve spekülatif bir bütün olarak kucaklar.

(Beral Madra)

Rakamlar, Serhat Kiraz’ın sanat üretiminde özel bir yere sahiptir. Rakamların farklı kültürlerdeki sembolik anlamları kadar varoluş ve yaradılış ile olan bağları, geometrik soyutlamalarla aralarındaki statik ve dinamik ilişkiler gibi açılımlar çok yönlü sanatsal üretiminin en belirgin izleklerindendir.

Rakamları sayıları gösteren soyutlamalar olmanın ötesinde farklı anlam katmanlarıyla bir arada düşünen Serhat Kiraz 2018 tarihli bu çalışmasında, farklı temel renklerle resmettiği rakamları üst üste bindirerek karmaşık ama her rakamın da özgül formuyla sezilebildiği bir görsellik oluşturmuştur. Burada rakamlar, sayılar gösteren işaretler olmanın ötesinde, evrenle ilişkileri ve yüklendikleri tarihsel, kültürel ve sosyolojik açılımlarla bir arada izleyicinin algısına sunulur. İzleyici tarihsel katmanlar gibi üst üste binmiş ve iç içe girmiş bu rakamlar arasında tercih ettiği sayıya odaklanarak yoğunlaşabilir ve o sayının geçmiş ile gelecek bağlamında taşıyıcısı olduğu anlamlar üzerine düşünebilir.

Serhat Kiraz’ın “Rakamlar” serisinin bileşenleri olan katmanlar, rakamlar ve renkler, Troya’nın üst üste binen uygarlık katmanları, tarihsel dönemleri ve bunları rakamlar ve renkler üzerinden kategorize ederek görselleştiren bilgi ve bilimin diliyle de bir paralellik ortaya koyuyor. Troya’yı ziyaret edenlere sunulan ve ören yerindeki arkeolojik katmanları tarif eden görsel anlatımlardaki üst üste binme ve birbirine geçme halini, kaos içerisindeki düzeni çağrıştırıyor.